ON YILLARIN SONUNDA YAPILAN TERCİHLERİN KOCAMAN BİR SKANDAL OLDUĞUNU GÖRMEK!..

İSLAMABAD'DA DÜNYANIN EN ÖNEMLİ VE ÜNLÜ CAMİLERİNDEN FAYSAL CAMİ’ NİN ÖYKÜSÜ İBRETLİK BİR ÖYKÜDÜR. OKURKEN BU İNCE DÜŞÜNÜŞÜN YERYÜZÜNE KAZANDIRDIĞI BİR ESERİN, BİZİ12 min


0
5 shares

SIRF SOSYAL DEMOKRAT BİRİNİN PROJESİ OLDUĞU İÇİN REDDEDİLEN BU CAMİ BAŞKA BİR ÜLKENİN SEMBOLÜ HALİNE GELİYOR. SİZİN, ONUN YERİNE YAPTIĞINIZ İSE BİR TAKLİT VE KOPYADAN ÖTEYE GİDEMİYOR.

ON YILLARA YAYILAN SKANDAL…

İSLAMABAD’DA DÜNYANIN EN ÖNEMLİ VE ÜNLÜ CAMİLERİNDEN  FAYSAL CAMİ’NİN ÖYKÜSÜ İBRETLİK BİR ÖYKÜDÜR.

Okurken bu ince düşünüşün yeryüzünde kazandırdığı eserin, Bizimle ilgili bolca yaptığımız “övünmeye” katkısı yanında, muhakeme gücünüz yerindeyse, sinirden nerelerinizin seğireceğini de kendiniz farkedeceksiniz.

Selçuklu Mimarisi, Osmanlı Mimarisi’nin kendi çağının yetkinliği(çağdaş uyarlama ve yorumlanmış örnekleri ayrı tutuyorum) yanında övünçten öteye gidemeyip, yüzeysel tatmin ve hamasete gömülünce, can çekişen mimarlık anlayışının TOKİ’ye toslaması kaçınılmaz son olmuştur.İşte bu tuhaf anlayışın da ibretlik öyküsüdür bu.

Mimar Sinan’ın kemiklerini bu kopyacılık sızlatmıştır.Onu geçmek yerine yersiz ve anlamsız bir taklitçilik süregelmiş, kabul görmüş.Bunun ne getirip götürebildiğine dikkat etmek gerekiyor.

Sağda Vedat Dalokay ve Nejat Tekelioğlu’nun 1957’de Kocatepe için yapacağı cami projesinin maketi.Solda Hüsrev Tayla’nın yaptığı bugün varolan Kocatepe Camisi.

Burada aslında konunun daha iyi anlaşılması için üç camii örneği ele alınacak.Önce Kocatepe’ye yapılacak bir cami projesiyle başlayıp yıllara yayılan bir skandalın fotoğrafına bakacağız.

Pakistan İslambad’da Faisal Cami, Mali Djenne Ulu Cami, Türkiye Ankara Kocatepe Cami‘ni yazımızda yolları kesişti.Bir nedeni var.

Önce arama motoruna “Ankara” yazın.Sonra İslamabad ve Cenne’yi sırayla yazarak “Görseller” seçeneğine tıklayın.Sonra ilk otuz görsel içinde bu 3 caminin görsellerini sayın.

Vedat Dalokay ve Nejat Tekelioğlu.Ankara başta olmak üzere pek çok yerde mimari olarak çok başarılı işlere imza atmışlar.Dalokay daha sonra Ankara’ya Belediye Başkanı olmuş.Belediyeciliği ve başarıları bizim asıl konumuz değil.Ancak tam da  yerel seçimler yaklaşırken kulağa küpe bir his de oluşturmaz demiyorum.Çünkü Dalokay’ın şehircilik, belediyecilik ve mimari başarıları çok fazla olmasına rağmen karşısında yine o zaman bir “milliyetçi cephe” hep engel çıkarmış.Dalokay ve diğer adı geçenlerin öykülerini , biyografilerini internetten bulup okumak çok ilginçti.Hemen bir Türkiye cereyanını ve manzarasına tanık oluveriyorsunuz.İster istemez ilerici ve gerici olanın çatışmasına tanıklık ediyorsunuz.Ben tek tek kişilerin öykülerini anlatmak yerine ortaya çıkan ve yıllara yayılan bir sonucu analiz etmeye çalışacağım.Dörtbaşı mağmur bir bilimsel yazı olmayacak elbette.Ancak zaman geçtikçe bize bir şaşkınlık hissi  daha da çok hakim oluyor.Bir skandalın yıllara yayılan öyküsü. Bu öyküde asıl adı geçen kahraman Vedat Dalokay ve Nejat Tekelioğu, Kocatepe Camisi için açılan yarışmada projeleri birinci oluyor.Çağdaş bir yorumla hazırladıkları proje kabul ediliyor ve temelleri dahi atılıyor.Bu proje daha sonra yine muhafazakârlık duvarına çarpıyor. Dalokay ve Tekelioğlu’nun projesi  “fazla modern” ve solcu olduğu gerekçesiyle 1960’lar ortamında muhafazakarlara malzeme olmasın diye klasik tarzda bir cami yapımına kurban ediliyor.Sonra sonucu ne oluyor bu gün bulunduğumz yerden bakalım.

Modern çizgi ve yeni teknikler içeren bu cami projesi burada donuyor.Biraz değişiklikle İslambad’da tekrar ortaya çıkıyor.Buraya tekrar geleceğiz.Kocatepe’de biraz daha gezinelim ve mevcut yapılan caminin bu şartlarda mimarlığını kabul eden kişinin savunması yerine de geçebilecek şu sözlerine yer verelim.Çünkü bu gün onun çalışması var dikiliyor Kocatepe’de.Ve iddia ciddi ve savunma da hakkı.Diğer taraf zaten yaptığıyla kendini ortaya koymuş.Uzunca ama ben bir çırpıda okudum.Her ne kadar bir “taraf” olmadığını iddia etse de malum bir tarafta gayet etkin ve önüne olanaklar serilmiş.Kendi ağzından o zamanlar  çokça söylenen “Komünistin Camisi “ yerine kendi projesinin bir kopya olmadığını savunuyor.(Tüm röportajın linkini de ekleyeceğim)

“Bizim memlekette özellikle böyle özel binalar yapmak çok zor. Kocatepe Camisi’ni yaptım ama bu hiç birinin kopyası değil. Bir defa kopyanın ne olduğunu bilmeyen insanlar var. Kocatepe Camisi Süleymaniye’nin kopyası ise, Süleymaniye Camisi, Yeni Cami ve Sultanahmet Camisi Şehzade’nin kopyasıdır. Çünkü orada dört ayak var ortada bir kubbe, dört tane yarım kubbe var. Bunların şeması bu. Hiçbiri değişmemiş ki. Ama Şehzade Camisi veya II. Beyazıt Camisi, Ayasofya’nın kopyası değildir. Kubbe yapacaksan bir ayak yapacaksın. Bunun da dört ayağı var onun da dört ayağı var diye kopyası demek değildir. Bundan sonra herşey değişik. Pekala, Şehzade hangisinin kopyası? Orta Asya’da bir caminin kopyası o zaman. O da dört ayak, ortada kubbe, dört tane de yarım kubbe, o sadece tuğladan yapılmış. Ama hiçbiri ötekinin kopyası değildir. Hepsinin verdiği etki farklı, mimarlık şema demek değildir. Ben Kocatepe’de bambaşka şeyler yaptım. Ama onlar bunu görmüyor diye aptal değiller.”…” Kocatepe Camisi’nin hikayesini anlatabilir misiniz? Tasarım ve yapım süresince neler yaşandı?

Kocatepe Camisi’nin mimarı olduğum için duymadığım hakaret kalmamıştır. Beğenmezsin, kızarsın, tenkit edersin ama hakaret etmeye kimsenin hakkı yok, hele bilmediğin konuda. Sadece bilmek değil, solcu sağcı olmak da etki ediyor bizde. O zamanlar solculuk çok yaygındı ve cami yapanları gerici olarak görüyorlardı. Ben niye gerici oluyorum, sen niye ilerici oluyorsun? Ben ne sağcı oldum ne solcu oldum. Benim kendi aklım var ben başkasının peşinde ilerlemem. Aradan şu kadar sene geçmiş hala hakaret ederler.

Bir gün Sedad Hakkı Eldem bana, “Hüsrev Bey, sen boşver onları, senin cami çok güzel gidiyor,” dedi. O, benim yaptığım bir proje karşısında kendini küçülmüş hissetmiyordu. Bana kısmet oldu ben yaptım.(Altını ben çizdim.B.H)

Bir gün Sedad Hakkı Eldem bana, “Hüsrev Bey, sen boşver onları, senin cami çok güzel gidiyor,” dedi. O, benim yaptığım bir proje karşısında kendini küçülmüş hissetmiyordu. Bana kısmet oldu ben yaptım.(Altını ben çizdim.B.H)

Müsabaka açıldı biz iki arkadaş girmek istedik. Ben “İkimiz ayrı ayrı 15 gün çalışalım sonra biraraya gelip tartışırız” dedim, “Olur” dedi. Ben bir cami projesi geliştirdim, bu sırada Cumhuriyet Gazetesi’nde bir haber okudum. Haberde Kocatepe’de Süleymaniye gibi bir cami yaptırmak istedikleri yazıyordu. Halbuki ben çağdaş bir şeyler düşünüyordum, vazgeçmek zorunda kaldım. Klasik isteniyor diye klasik iki proje hazırlayıp gönderdik, afaroz ettiler. Başka projelerden seçmişler, hepsi bugün yapmaya çalıştığımız şeylere benziyordu.

O sıralar dünyayla beraber yeni bir sistem çıkmıştı, kabuk diye bir şey ama pek bilinmiyordu. Bildiğimiz kubbe gibi ama kiriş yok, 250 m açıklık geçiyor, yere kendisi basıyor, 8-10 cm kalınlığında bir şey…

Herkes kabuğa heveslendi. Vedat Bey (Dalokay) iyi bir mimardır ve çağdaş şeyler yapmaya belli ki hevesliydi. Vedat Bey de bir kabuk sistemi ile kazanmış bu yarışmayı. Ancak bu kabuk siteminin bir özellliği var. Bir maket denemesi geçirmesi lazım. ODTÜ’de yapılabiliyormuş bu deneme. Mukaveleyi imzalamışlar. “Maket denemesinin müellife tesliminden itibaren 3 ay zarfında projeyi vermekle mükelleftir, olmazsa proje feshedilir” şeklinde bir şart varmış. 3 ay değil 9 sene geçiyor aradan, proje yok. O sırada bu kadar kapsamlı işi yapabilecek mühendis firma çok az. Bir tanesi Almanya’dan Ankara’ya davet ediliyor. Soruyorlar “bu proje nasıl?” diye, diyor ki “proje güzel bir proje de bu kabuk,” değil. “Aksi olursa sen yapar mısın?” diyorlar “yaparım” diyor. Kabuğun denemesi olumsuz sonuçlanıyor ve mukavele 3 ay sonra feshediliyor.

İhtilal zamanında yeni bir müsabaka açtılar ve klasik cami istiyoruz dediler.(Altını ben çizdim.B.H) Biz yine iki proje verdik, birinci ve ikinci olduk.


Yapılan proje, yarışmaya katıldığınız ilk projeye benziyor muydu?

İlk teslimle genelde benziyordu ama biraz farklıydı. Bunu biz kazandık ama Vedat Bey’in temelleri duruyordu orada. Ben hem mimari hem de ekonomik açıdan beğenmemiştim o projeyi.

Bir yarım küre düşünün, bu yarım küreyi tam akslardan bir daire çizip kesiyorsunuz. Eğer düşey keserseniz bir şey, içe keserseniz başka, dışa keserseniz başka bir şey olur. Vedat Bey bunu içeriden dışarı doğru kesmeyi uygun görmüş. Benim mimari görüşüme göre yanlış yapmış. Daha etkisiz bir hareket yapmış ve yer kaybetmiş. Kürenin çapı şimdi oturduğumuz yere kadar geliyor ama bunun 1/3’ü kadar cami yapmış. Bu bir görüş farkıdır, belki ben yanlışımdır.(Yine burada altını çizme ihtiyacı hissetim.Çünkü burada eleştirdiğini daha sonra ve ne tesadüftür ki bi başka caminin yapımında- İSTOÇ’ta Şakirin Camisi-kendi kullanıyor ve de bu cami Vedat Dalokay’ın Kocatepe için yaptığı ilk projeye bu kadar mı benzer, el insaf!?)

Metin Sözen’in Kitabında yeralan bu fotoğraftan başka konuya dair bi değerlendirme yok.Belki kitabın amacı bu tür kıyaslamalar yapmak değil.Belki de her zaman varolan fincancı katırlarını ürkütmeme duygusu.Kitap* 1.Baskısı 10.000.( O zamanlar cep telefonları ve bilgisayarlardan ulaşılan internet yok)

İSTOÇ-Şakirin Camisi. Mimar Hüsrev Tayla.

Başka cami projeleriniz neler oldu?

Meclis başkanı beni çağırmıştı meclis binasının cami projesi için. “İhtiyacınız var mı gerçekten?” diye sordum, “Bizim mebuslarımızın yarısı özellikle cuma namazını kılar, ayrıca 450 memurumuz var bu yüzden bir camiye ihtiyacımız oluyor,” dedi. Meclisin önünden Atatürk Bulvarı geçerdi. “O arada bir bahçe var orada mı yaptırmak istiyorsunuz?” diye sordum, “hayır” dedi. “O zaman yaparım,” dedim, çünkü öteki türlü reklam gibi olurdu. “Paranız var mı?” dedim, “var” dedi. “Suudi Arabistan’dan da yardım gelecek, halktan da yardım toplayacağız,”  dedi. Üç tane öneri götürdüm. Biri klasik, ikisi çağdaş üslupteydi. Çağdaş cami nasıl olur diye düşünmeye başladım, eskizler yaptım. O zamanlar çağdaş camiye alışmadıkları için herkese ters gelirdi. Birkaç ay içinde belli olur dediler ancak ihtilal oldu ve o proje kaldı ama Kocatepe devam ediyordu.

Zaman geçti, Adana’daki Paktaş Fabrikası Camisi işi çıktı. Cami işlerinde mimara para vermek istemezler, “kaça yaparsın?” dediler, “20.000’e yaparım,” dedim sırf denemek istediğim için, çünkü ben dışardan kesiyorum. Yapıp görmek istiyordum. Çalışmaya başladık, çok güzel gitti. Çok güvendiğim bir yardımcım vardı, bu önemli çünkü camide çok karmaşık durumlar çıkar. Caminin betonarmesi tamamlandı ama iflas ettik dediler. Caminin kubbesi de minaresi de içi de dışı da sıvandı.

Son olarak İSTOÇ’ta Şakirin Camisi’nin aynısını yapıyorum. Orada da başka sorunlar yaşıyorum.

Kurul üyeliği de yaptığınızı biliyoruz, biraz da o dönemi anlatabilir misiniz?

Ben emekli olduktan sonra kurul üyeliği verildi bana. Süleymaniye Merkez Bölgesi’nde faydalı olacağımı düşündüm. O zamanlar bizlerin inandığı oydu. Kurul hizmet yeridir. Birçok bilmeyen insan bir şeyler yapıyor. Biz de biliyor geçiniyoruz. Bizi oraya tayin ediyorlar ki orada “olur-olmaz” şeklinde kararlar alalım. Ben kurulda 12-13 sene çalıştım. Aslında 24 kişi içinde pek geçinemediğimiz yahut birbirimizi pek sevmediğimiz kişiler de olurdu ama işe gelince kıran kırana tartışmalar geçerdi. Bizim amacımız yardımcı olmaktı çünkü yatırımcı oraya bir servet döküyor. Bir taraftan harcanacak servetini düşünüyorsun yazık olacak, bir taraftan İstanbul’u düşünüyorsun ona da yazık olacak. O yüzden doğru bir karar vermeye çalışıyorduk. Ben mektepten çıkalı 60 sene oldu. Kurulda herkes böyle olmasa da, bu niyetle olanlar, eskiciler geliyordu. Kimse oraya adam tayin edemez ancak bir üyelik boşalırsa birisi gelirdi. Mesela bir arkeolog ayrılırsa üyelikten hemen bütün üniversiteler toplanır, “bizim şu karakterde şu tipte birine ihtiyacımız var, adaylarınızı gönderin,” derdik. Üniversiteler adaylarını gönderirdi ve hükümet karışmazdı. Türkiye’nin yarısından sorumluydum ben. Antalya’nın doğusundan Edirne’nin batısına, Bulgaristan, Yunanistan’a kadar benim sorumluluk yerimdi. 15-20 günde bir seyahat ederdim. Ankara o zaman İstanbul’dan zayıftı. Mersin’in eski eser tescilini bizden istediler. Eserlerin tek tek gezilip korunmaya gerek olup olmadığını, sınıflarını belirterek tesbit etmek gerekti, bakanlığa gönderildi. Kendi bölgem dışında olan hem Mersin’i hem de Antakya’yı tescil ettim. Kültür Bakanlığı’ndan, belediyeden çok müracat gelirdi. Elimden geleni yapmayı borç bilirdim.

Turgut Cansever’in “Kubbeyi Yere Koymamak” kitabını okuma şansınız oldu mu? Ne düşünüyorsunuz?

Bugün bir cami yapılacaksa ve kabuk diye bir sistem varsa ne olurmuş yani yere basarsa? Kubbe mukaddes de yer kirli mi? Öyle bir manevi anlam mı buluyor? Zaten maalesef biz kabuk yapamadığımız için onu kendine taşıtamıyoruz, başka ayaklara taşıtıyoruz.

Son olarak günümüz camileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu şehir gelişmeye başladığından beri başınızı çevirdiniz mi cami görüyorsunuz. Bu camiyi demin gördüm diyorsunuz. Hepsi birbirinin kopyası, mühür basar gibi yapılmışlar. Vaktiyle camiyi bilinen birisi çizmiş minareleri ve üçer tane şerefesi ile. Zaten caminin yanında yardım eden minareciler var, bir mühendis de hesap yapar ona göre inşa ediyorlar camileri.” Röportaj:Emine Merdim Yılmaz. Mimar Hüsrev Tayla(http://www.arkitera.com/soylesi/604/kocatepe-camisini-yaptim-ama-bu-hicbirinin-kopyasi-degil1)

Tabi Tayla röportajında Dalokay’ın projesini sevmediğini de ekliyor.Lakin Dalokay ve Teklioğlu’nun Kocatepe için hazırladıkları proje maketi ile daha sonra Tayla’nın pek de üstlenmediği(polemiklere girmemek için) Cami’sinin ilginç benzerliği tam da bize özgü bir durum!

Artık Cami projesi Hüsrev Tayla ve Fatih Uluengin’e aittir.1957’de temeli bile atılan cami inşaatı üzerine, muhafazakarların ses çıkarmayacağı, bugün de büyükşehirlerde birbirinin bir çok benzeri anlayışla üçyüz beşyüz metre arayla yapılan camiler gibi bir cami(ölçekte büyük ve Sultanahmet’e öykünen) 30 yıl sonra Turgut Özal tarafından ibadete açılır.

Cumhuriyeti temsil eden Ankara’dan esirgenen Dalokay’ın projesi cami, yine üzerinde değişiklik yapılarak bu kez İslambada yapılır.Suudi Arabistan Kralı Faysalın Pakistan ziyaretiyle(1966) Pakistan halkına hediyesidir.Cami bu günkü görünümüyle bir kompleks olmuştur.Bu proje 17 ülkeden gelen 43 proje içinde 1. Seçilir.1973 yılında tamamlanmasına rağmen, politik nedenlerle açılışı1978’den 1988’e kadar sarkar ve 200 dönümlük bir park alnı içinde gerçekleşir.İslamabadla özdeşleşir.Çok amaçlı kompleks bir tesis camii ve külliye olur.Farklı bir çok cemaatin aynı anda etkinlik ve ibadette bulunacağı bir  merkez haline gelir.Sosyal ve kültürel olarak çok amaçlı düşünülmüştür.

Pakistan Faisal Cami ve Külliyesi.Mimar Vedat Dalokay,Açılış 1988.

Mimarlık bilgimiz izleyici, kent kullanıcısı olarak sınırlı olmasına rağmen aradaki farkı görmek mümkün.Kentleri alanları ve anıtsal yapılarıyla düşündüğümüzde özgün yapılar onları tarihselleştiriyor.Ya da sıradanlaştırıyor.Bu yetkin mimarın bir projesi ülkemiz dışında karşılık buluyor ve dünya sembolleri arasına giriyor.Diğeri protokol camisi olarak görülüyor uzun bir süre.Oysa çok paralar da gerekmiyor.Birbirinin benzeri üretimler artık bir zanaatçı ürünü olarak kalıyor.Ancak çok daha özgün yaratımları olan eserler dünyaya miras kalacak yapılar oluyor.İşte Irak’taki Samara Camii’nden geriye kalan o özgün minare…geçmişten gelen

https://www.turkiyem.net/wp-content/uploads/2019/02/samarra-camii.jpegImage cImage Samarra Ulu Camisi veya Mütevekkiliye Camisi, Irak’ın Samarra şehrinde Abbasi halifesi Mütevekkil tarafından 848 ile 852 seneleri arasında yaptırılmış ordugâh tipi camidir. Vikipedi

 

Peki ya kerpiç ve ahşapla son şeklini bir duvar ustasının mimarlığında alan Mali’deki Cenne (Djenne Ulu Camii) Mali Djenne Ulu Cami.Mimarı en son Bir Duvar Ustası(Fotoğrafa wondermondo.com (cami defalarca yıkılmış 700 yıllık)

Özgünlüğü en büyük toprak yapı olması.1002’den fazla dört köşe sütun üzerinde yükseliyor.Yerl çatışmalar arasında kalıp yokolma tehlikesi olmasına rağmen her yıl Nisan ve Mayıs aylarında yağmurun aşındırdığı yapıyı, halk bir festival havasında onarıyor.Kadın,erkek, çocuk ve yaşlı tüm bölgenin Müslüman halkı adeta her seferinde özgünlüğünü koruyarak yeniden yapıyorlar.

Cenne Ulu Cami her yıl Müslüman halk kendi bizzat “el”iyle tamir ediyor, yenliyor.

Tamirat sırasında halk çamura bulanıyor keyifle.Yağmurda  temizleniyor.Camiinin onarımı sırasında takımlar kuruluyor ve onarımı ve sıvası elle yapılırken yarışıyorlar.Ödülsüz bir yarışma sonunda kazanan grup sene boyu gururla taşıdığı bir prestij elde ediyor.Unesco’nun korunması gereken Dünya Tarihi Mirası Listesine aldığı Djenne Ulu Camii bir dünya kültürüne ait sembol.Çok paralarla değil özgünlük ve sevgiyle korunuyor.Bir ibadet yeri olmanın ötesinde dinsel bir merkez ve dahası kültürel ve sosyal aktivite merkezi oluyor Djenne Ulu Camii ve çevresi.

Kocatepe yerine İslambad’a yapılan Camii aslında yıllara yayılan bir skandalın öyküsüdür.Bu gün geriye dönüp düzeltemeyiz.Ancak gelecek tüm bu yaşanmışlıklarla doğru tayin edilebilir.

Bülent Han.Şubat 2019-Ankara

Kaynaklar:

http://www.arkitera.com/haber/9761/turk-mimarlar-cami-yapar-ama

http://www.arkitera.com/soylesi/604/kocatepe-camisini-yaptim-ama-bu-hicbirinin-kopyasi-degil1

http://www.mimarizm.com/makale/sah-faisal-cami-vedat-dalokay_113495

http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=4568

http://www.sozkimin.com/a/56-vedat-dalokay-kimdir-sozleri-ve-hayati.html

http://www.biyografya.com/biyografi/2670

https://eksisozluk.com/vedat-dalokay–45127

https://www.biyografi.info/kisi/vedat-dalokay

http://www.arkitera.com/etiket/9382/vedat-dalokay

*Metin Sözen.Cumhuriyet Dönemi Türk Mimarlığı1923-1983

Türkiye İş Bankası Yayınları- 1.Baskı 1984-(B.H Kitaplığı).


Like it? Share with your friends!

0
5 shares

Sizin Tepkiniz Nedir?

TIKLA TIKLA
0
TIKLA
TIKLA TIKLA
0
TIKLA
TIKLA TIKLA
0
TIKLA
TIKLA TIKLA
0
TIKLA
TIKLA TIKLA
0
TIKLA
TIKLA TIKLA
0
TIKLA
Bülent Han

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar verme ya da görüş belirleme/oy verme
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım-MEME
Fotoğraflarınızı yükleyin ve üstüne birşeyler yazın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı