TARİHİN SATIRBAŞI GÖBEKLİTEPE

Anadolu toprakları yine bir ilk ama tarihi ve başka bilimleri sarsacak bir ilk’e yurt oldu.5 min


1
1 share, 1 point

Fotoğraf: Yeşim Yılmaz
Birden bire uygarlıklar tarihine dair başlangıcı işaret eden kitaplar boşa çıkıveriyor Göbeklitepe’yle. Tarihin satırbaşı Göbeklitepe oluyor. Bilinen tarih kitaplarını (Bedreddin Fıkıh kitaplarını atıyor) Simavlı Şeyh Bedreddin gibi Nil nehrine mi atmalı? Yoksa başına birkaç ciltlik ek yapıp yeniden mi yazılmalı? Henüz 7500 yıllık geriye gidebilen, ilk insan yapımı ve uygarlık işaretleri varken birden bire 7000 yıl daha geriye atlayıverdi insanlık. Kaç insan yaşarken böyle bir buluşa buluntuya tanıklık eder ki? Uzayda bir uygarlık keşfedersek bu kadar heyecanlanacağımız kesin. Ya burnumuzun dibinde türümüzün tarihine henüz ve yeniden  başlangıcına vakıf olurken az mı heyecanlanıyor insan?..

Fotoğraf: Yeşim Yılmaz
Tüm disiplinleri şöyle ya da böyle etkileyecek bir keşif Göbeklitepe. En iyi korunmuş yerleşik insanın mimari yapıları. Özelliği çanak çömlek ağırlıklı insan yaşantısının olduğu yerler haricinde mimari yapılar olması. Süregelen kazılar bilgileri yeniliyor. Alanın sadece ibadet, dinsel ritüellerin yapıldığı, geçici konaklanan bir merkez olmadığını içinde yaşamın devamlı olabileceğini işaret ediyor. Eski tarihlerde su kaynaklarına ulaşımla doğrudan bağlantılı olan yerleşim alanlarını dikkate aldığımızda bulunan sarnıçların, su depolanmasında kullanıldığını gösteriyor. Mabette yaşayanların ve hatta çalışanların olabileceğine dair bir düşünce oluşuyor. 

Fotoğraf: Yeşim Yılmaz
Bir diğer farklılık üzerinin örtülmesinin bilinçli bir faaliyet olması yanında 1-2 Bin yıl süren yapım, tamirat ve üzerine gelen doğal hareketlerinde buna etken olabileceği yönünde bir görüşün olması. Kazı sürdükçe sırlar çözülmeye devam edeceğe benziyor.

Fotoğraf: Yeşim Yılmaz

Göbeklitepe Nerede?

Şanlıurfa’nın Güneyinde Örencik Köyü sınırları içinde bulunduğu mevkiye hâkim 300 metrekare bir alana yayılmış bir ören yeri. Henüz bu kadar bilinmeden ve tarihi bir alan ilan edilmeden önce de yerel halk bölgeyi kutsal bir mekân olarak biliyor. Göbeklitepe’ye gelerek adaklar adıyorlar.

Arazi Sahibi ve Bekçi-Rehber Mahmut Yıldız.Bulduklarını müzeye götürüp teslim ediyor.Şimdi ziyaretçilere rehberlik ediyor. Fotoğraf :Yeşim Yılmaz

Kazılar başlıyor.

Göbeklitepe ilk defa 1963’te keşfedildiğinde kimse önemini bilmiyor(1963 yılında Halet  Çambel, İstanbul ve Chicago üniversitelerinin ortak araştırma projesini kuruyor. Göbekli Tepe ilk kez bu proje kapsamında fark ediliyor ver bir rapor hazırlanıyor. ”Ayrıca söz konusu projeyi Çambel ile oluşturan Robert John Braidwood (1907-2003), aynı zamanda bölümde ders ve seminerler verip, meslektaşı Amerikalı arkeolog Peter Benedict’in Yontma Taş Teknolojisi dersleri vermesi için İstanbul Üniversitesi’ne gelmesini sağlamıştı. Göbekli Tepe’yi hiç kazılmamış hâliyle görüp hakkında rapor yazan, arkeolog Benedict’ti. 1995’te kazı başkanlığına başlayan Schmidt’in de çıkış noktası, yukarıda belirttiğimiz gibi, bu metindi.”( https://t24.com.tr/k24/yazi/gobekli-tepe,1882zeynep özaltın)

“T şeklinde blok  dikili taşlardan oluşan, insan temsili merkezinde olan, oval yapıların 3 tanesi henüz belirgin olarak sergileniyor.Kazıların 150 yıl sürmesi planlanıyor.”

(Yeri gelimişken burada Prof.Dr. Halet Çambel’i ve eşini saygıyla ve ayrıca anmak gerekiyor. Ülkemize değer katan araştırma ve projeleriyle bu bilim insanını yaşamı bir çpokları gibi çocuklarımıza okutulacak bir mirasdır. Şu linkten yaşamı hakkında bilgi edinilebilir. (https://sarkac.org/2018/01/halet-cambel/http://www.istanbulkadinmuzesi.org/halet-cambel )

Kendi tarlasını sürerken, o anda bulduğu(1983) heykelin dünya tarihine nasıl bir etki edeceğini tahmin bile edemeyecek olan Mahmut Yıldız. Bu gün de bu alanın bekçiliğini yapıyor. Bekçilik yapmakla kalmayan Mahmut Yıldız bu gün rehberlik de yapıyor. Onun anlatımlarından bölgenin yerel halk tarafından kutsal bir mekân olarak bilindiği adaklar adandığını da kendisi aktarıyor.

Arkeologların kendisinden aldığı izinle 3 yıla yayılan bir kazı süreci henüz alanın nasıl bir yer olduğuna dair fikir vermiyor.3 yılın sonunda artık figürlerin olduğu dikilitaşlara ulaşılıyor. 1994’te Klaus Schmidt adlı Arkeolog kazılara başlıyor ta ki 2014’te vefat edene kadar…Bu gün bir büyük şirketin 2035 yılına kadar kazılarını sponsorluğunu üstlendiğini öğreniyoruz. Şimdilik 15 milyon Dolar harcandığı basına yansıyor. Unesco da bu sponsorluğu örnek gösteriyor Dünya Mirası Listeleri hazırlarken.

Ne bulundu, Tarihe neden yeni satırbaşı oluyor?

Bölgeden artık tarihin en eski mabedi ve yapısı yerden fışkırıyor. Buluntuların yapımından yaklaşık 1000 yıl sonra özel olarak korunması amacıyla da gömülmesi ayrıca dikkat çeken bir konu. Öncelikle bilenen en eski insan yapımı yapılardan 7500 yıl daha geriye sıçrıyor insanlık. Piramitlerden bile eski. Henüz Göbeklitepe bulunmadan önce Piramitler’den 7500 yıl daha eski (Mısır) , Stonehenge’den 7000 yıl daha eski (İngiltere)…120 tane T çeklinde dikilitaş bulunuyor. Henüz 20 kadarı tam olarak çıkarılmış. Üzerlerindeki hayvan figürlerinin, bu dinsel mekânı ziyarete gelen kabileleri temsil ettiği düşünülüyor. İlk inşasıyla tamirat ve tadilatlarında yapıldığı 2600 yıllık bir döneme yayıldığı tespit ediliyor.

Fotoğraf :Yeşim Yılmaz

Bulunduğu yer itibariyle Altın Hilal (Bereketli Hilal) olarak adlandırılan Mezopotamya’nın bir parçası. Bölge zaten pek insanlık tarihinin pek çok ilkine ev sahipliği yapmış durumda. Medeniyet ve aslında üretimin gelişmesi paralelinde insan uygarlığının aldığı tüm üst yapı kurumlarının ilk hallerine buralarda ulaşılmış. Kutsal kitaplarda ve inanışlarda hep birbirine benzeyen ‘cennet tasvirleri’nin Mezoptamya’nın bereketli topraklarındaki bolluk üzerine kurulan insan yaşamının, dinsel olarak idealize edilmesi görüşü yaygın kabul görüyor. Bir dinsel merkez olarak işaret edilmesinin yapay bir popülariteye neden olabileceğini belirten ünlü bilim insanı Arkeolog Prof.Dr.Mehmet Özdoğan asıl olarak aynı döneme ait buluntularla arasındaki en önemli farkın Göbeklitepe’nin çok iyi korunması olduğunu belirtiyor. Bu korumanın artık kalktığını ve bizi yine değerli olanların kıymetinin son yıllarda pek bilinmediğine de işarete ediyor. Kazı alanı üzerindeki korumanın çok yetersiz olduğunu, yağış, rüzgâr ve özellikle yoğun bir kum aşındırması tehdidi altında olduğunu söylüyor.

Göbeklitepe bilim ve teknolojinin getirdiği bir çok yeni buluşla bize insanlığın bu dönemine ait pek çok sırrı vermeye devam edecek.

Bülent Han Mart 2019-Fotoğraflar için Sevgili Dostum, Ablam Yeşim Yılmaz’a Teşekkürler.


Like it? Share with your friends!

1
1 share, 1 point

Sizin Tepkiniz Nedir?

TIKLA TIKLA
0
TIKLA
TIKLA TIKLA
0
TIKLA
TIKLA TIKLA
0
TIKLA
TIKLA TIKLA
0
TIKLA
TIKLA TIKLA
0
TIKLA
TIKLA TIKLA
0
TIKLA
Bülent Han

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar verme ya da görüş belirleme/oy verme
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım-MEME
Fotoğraflarınızı yükleyin ve üstüne birşeyler yazın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı